Hayata Dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayata Dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2009 Pazar

Gel Seninle Resim Yapalım

1 yorum
Gel seninle resim yapalım.
Bir yüz çizelim ince,
Küçük nezleli bir burun
Ve gözler zeytin iriliğinde.
Sonra bir gelincik, ince bir boyun,
Soyulmuş bademden daha ak bir ten,
Öyle bir yüz ki seher vakti
Mutluluk estirsin güneş doğarken
Ve saçlar çizelim, bulutlar,
Türküler, masallar gibi,
Hepsinin üstüne sonra
Kocaman bir insan yüreği.
Öyle bir yürek ki sevgiyle
Arkadaşlıkla, mutlulukla dolsun,
İsterse ondan sonra
Bütün şairler ölsün
Cahit Külebi






28 Haziran 2007 Perşembe

welcome to paradise !!!

0 yorum

go masai go masai be mellow...

go masai go masai be sharp...


Manu Chao - Rainin' in Paradize
Uploaded by BECAUSE_MUSIC

11 Haziran 2007 Pazartesi

Melatonin

1 yorum
Image Hosted by ImageShack.us
Melatonin denilen hormon beyinde ve sadece 23:00 ile 05:00 saatleri arasında salgılanan bir hormondur.
Hormonun temel görevi, vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak. Jetlag denilen hadisenin sebebi de bu hormon. Hormon diğer antioksidan tesirlerini güçlendiriyor, kanserli hücrelere karşı koruma sağlıyor, üreme sistemiyle bağlantısından tutun da yorgunluk, isteksizlik gibi durumların nedenlerini oluşturabiliyor. Şu anda bu hormon yaşlanmayı geciktirici etkisinden dolayı da üzerinde önemle durulan bir hormon.
Avrupa’da lösemili ve kanserli çocuk sayılarının artmasından ötürü yapılan araştırmalar sonucunda ailelerden istenen bir hususta çocukların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları.
Çünkü melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi olduğu biliniyor. Ancak bu hormon ışığa duyarlı. Deneylerde uyuyan kişinin hormon salgısı izlenirken ışığın açıldığında hormonun azaldığı, karanlıkta yoğun olarak salgılandığı tespit edilmiş.

23 Mayıs 2007 Çarşamba

Bir Hindi Hikayesi

0 yorum
Image Hosted by ImageShack.usİngilizcenin, biz Türk’lere yaptığı bir azizlik vardır. İngilizcede ülkemiz ile hindi aynı isimle anılır: Turkey. Çoğu vatandaş bunu sevimsiz bir tesadüf olarak görür. Hatta Türkiye’nin İngilizcede de Turkey değil Türkiye olarak anılmasını sağlamak için vaktiyle kampanyalar bile düzenlendi. Bizim de hindiye neredeyse başka bir ülkenin adını (Hindistan, hindi) verdiğimiz düşünülürse bu kaderin ilginç bir cilvesi olarak da görülebilir. Biz hayvancağıza hindi adını vermişiz, İngilizler turkey. Peki ya Hintliler, hindiye ne diyorlar diye merak ettiniz mi hiç? İlginç onlara atfettiğimiz uçmaz kuşa Hintliler de İngilizce konuşan diğerleri gibi “turkey” diyorlarmış. Hintlilerle böylece ödeşmişiz deyip geçebiliriz. Ancak ilginç olan birşey var: Neredeyse her dilde hindi kuşuna verilen isimler hep bir ülkenin adı oluyor. Portekizliler hindiye “peru” diyorlarmış. Arapça konuşanlar ise “Etiyopya kuşu.” İlginç.
Bu ilginç muammayı kafasına takan Giancarlo Casale isimli bir Amerikalı bir türlü cevabı bulamayınca en sonunda Harvard’da dilbilimci bir Türk profesörüne danışmaya karar vermiş. Türk profesör Şinasi Tekin, Giancarlo’ya hindi’nin hikâyesini söyle anlatmiş: “Vakti zamanında İngiliz tüccarlar Anadoluya geldiklerinde hindi’ye benzeyen ancak hindiden daha küçük olan ve halk arasında “çulluk” olarak bilinen bir hayvanla karşılaştılar. Etini sevdikleri bu kuştan memleketlerine de ticarî amaçla götürdüler. Türkiye kuşu (Turkey bird) olarak bilinen bu kuş zamanla sadece turkey olarak anılmaya başlandı. Ne zamanki İngilizler Amerika’ya göç ettiler, ilk göçmenler orada hindiyi görünce bunu çulluk (Türkiye kuşu) sanıp ona da turkey dediler.”
Profesör Tekin’in bu açıklamasını burada kesip şu soruyu soralım: Neden anavatanı Yeni Dünya olan bu kuş Türk topraklarına geldiğinde ‘Amerika’ yahut ‘Amerika kuşu’ değil de hindi adını aldı? Ya da niye çulluk olarak anılmadı? İkinci sorunun cevabı basit: Tekin’e göre Türkler zaten hindi’nin çulluktan farklı olduğunu bildikleri için ona çulluk demediler. Yeni bir kuştu ve geldiği yere göre isim aldı. (Bu arada, çulluğun akıbetini merak ediyorsaniz Tekin’e göre ‘sizlere ömür.’) Birinci sorunun cevabı için ise Christopher Columbus’u hatırlayalım. Columbus Amerika dediğimiz yeri keşfetmek üzere 1492’de yola çıktığında niyeti sonradan Amerika olarak anılacak yere gitmek değil Hindistan’a gitmekti. Nitekim ilk vardığı Amerikan kıtasının doğusundaki adalara günümüzde bile West Indies (Batı Hint Adaları veya daha popüler adıyla Karayipler) denilmektedir. Yani Yeni Dünya Hindistan niyetine keşfedilmişti. İşte Amerikan kıtasının Yeni Dünya olarak henüz dillerde yeni yeni yerleştiği dönemlerde Yeni Dünya ile Hindistan henüz zihinlerde tam olarak ayrışmış coğrafyalar değildi. O yüzden bizim Amerika’dan (Yeni Dünyadan, Hindistan’dan) bilip hindi dediğimiz hayvanı Amerikalılar da İngiliz atalarının aceleci isimlendirmesiyle bizden biliyorlar. Tabi tüm bu açıklamalardan çıkan bir sonuç var, özellikle Türkiyenin hindiyle aynı adı taşımasından rahatsız olanlar için. Hoşlarına gitmese de artık kendilerini şununla teselli edebilirler: Türkiye’ye hindinin adı verilmemiş, hindiye Türkiye’nin ismi verilmiş.
 

Bengi_Abla Copyright 2008 All Rights Reserved Baby Blog Designed by Ipiet | All Image Presented by Tadpole's Notez | Tested by Blogger Templates